Türkiyede Gayrimenkul Sektörü ve Emlak Balonu

Konu, 'Gayrimenkul Sohbetleri' kısmında tarik tarafından paylaşıldı.

  1. selmaarslan

    selmaarslan Yeni Üye

    Tebernüş siyasi istikrar devam ettiği sürece hiç bir şey olmaz diye yazıp çiziyor sürekli, bu adam bu işin duayeni, o böyle diyorsa bir bildiği vardır mutlaka.
     
  2. NusretA

    NusretA Yeni Üye

    Bahsi geçen kişinin söylemlerinin çok itibarlı olmadığını belirtmek isterim, kendi avantajına göre yorup yapması nedeniyle bir çok firma ile limoni durumdadır, milliyet dönemindeki kadar da saygınlığı yoktur, onun sözüyle yatırım yapacak kadar çok paranız varsa bilemem tabi.
     
  3. MRL

    MRL Yeni Üye

    Kendisi sektörün duayenidir ve emlak uzmanıdır, emlağın türkiyede matematiğini ve konuşulmasını sağlayan kişidir, her söylediği doğru olacak yada kabul görecek diye bir şey yok, nihayetinde yorumluyor ama genel anlamda ciddi bilgi verdiği gerçek, biraz saygı lütfen.
     
  4. göyük

    göyük Daimi Üye

    Ülkenin lokomotiv sektörünün inşaat olmasından belli zaten bir sıkıntı olduğu. Üretim zayıfsa ve üretim dışındaki alanlar ön plana çıkıyorsa, ekonomiye yön veriyorsa bugün olmazsa yarın mutlaka patlar. Belki balon olmaz ama kesin durgunluk ve sıkıntı yaşanır. Ancak 10 yıldırda bir şekilde ilerliyor inşaat sektörü. Farklı iş kollarındaki kişiler bu sektöre girdi, o nedenle inşaatın etkilenmesi artık çok daha büyük anlam taşıyor, adam farklı işten kazandığını yada birikimini inşaata yatırdı, umuyorum felaket olmaz.
     
  5. TUFANE

    TUFANE Daimi Üye

    Eğer yatırım değeri olan bir ürünün fiyatı enflasyonun çok çok üzerinde artış gösteriyorsa balon konuşulabilir. Konut fiyatlarının enflasyon ile böyle bir ilişkisi olduğunu düşünmüyorum. Son 5 yılın enflasyon oranları ortalama % 10-12 civarında. Konut fiyatları da Türkiye genelinde % 15-17 civarında bir artış gösteriyor. Çok özel durumlar hariç (200.000 TL ye alınan evin 800.000 TL olması gibi) enflasyonun çok üzerinde artış göstermedi, hatta dolar bazında ciddi zayıfladı. Fiyatlardan yola çıkarsak neyin fiyatı artmadıki konut atmasın. 2014 yılında yeni kasa passat'ı 67.000 TL ye alabiliyorduk "0". Bugün 150.000 TL civarında, balonsa bu da balon ama hala yok satıyorlar, gün veriyorlar, sıraya giriyorsun alabilmek için.
     
  6. şayegan

    şayegan Yeni Üye

    Yukarıda yazmışlar ama tekrar edelim konut nihai bir ürün. Tekrar dolaşıma direkt olarak girmiyor. Dolaylı olarak faklı sektörleri besliyor ama sıkıntı şu; adam 3 milyona ev alıyor, sonra girip içine oturuyor, bu kadar. Yani üzerine alıp giydiğin kıyafetten, yada ayakkabıdan bir farkı yok. Tüketim ürünü bir yerde. Farkı konutun daha uzun ömürlü olması, 70 yıl yaşayan insan ömründe 40-50 yıl ömrü olan evin ikinci el değerinin oluşması. Üstelik nüfus ve gelişmişlik arttıkça bölgelerin tekrar üretilememesi nedeniyle daha az bulunması, değerlenmesi. Bizim ülkemiz artı değer yaratacak nitelikli ürünler üretebilen bir ekonomi değil. Bu sebeple sürekli olarak bir kaynağa ihtiyaç duyuyoruz. Bu turizm olur, kamu mallarının satışı olur vb. Eğer bu para girişi sağlanamıyorsa ekonomide dolaşan para miktarı sabit kalır. Bir süre sonra fiyatı sürekli olarak artan (ev) bir mala olan talep azalacaktır. Bu dönemde yapılması gereken atara atara gidere gider yapıp önümüze gelene rest çekmektense ticaretimize bakmak, ülkeye kaynak sokmak. Türkiye lokasyon olarak dünyaya eşi olmayan bir yerde ve komşularını küstürme yada onlara küsme gibi bir şansı yok. En azından sürekli olarak yok. Küresel bir dünyada kendi başımızaymış gibi davranamayız. Kendi hassasiyetlerimiz kadar başkalarının hassasiyetlerini de dikkat etmeliyiz. İstatistik süper bir bilimdir ama en çok göstermesi gereken şeyi göstermez. Dünya istatistik ile değil ilişki ile dönüyor.
     
  7. FATİHT

    FATİHT Yeni Üye

    Literatürde greater fool theory (daha aptal teorisi) diye bir teori var. Bizdeki saadet zincirine benzer ama tam karşılığı değil. Özetle diyor ki ben kandırıldım ama ben de üzerine bir şeyler ekleyip kendimden daha salak birini bulayım, ben de onu kandırayım. Adam 1800 TL kira ile oturabileceği evi 800.000 TL'ye almış, buna da kredi kullanmış, evin maliyeti kendisine 1.300.000 TL geliyor. Bu evi bir süre sonra 2.000.000 Tl ye satacak salak arıyor. Teori özetle bunu anlatıyor.
     
  8. ATAKANÇ

    ATAKANÇ Yeni Üye

    Emlak Konuttan değerinin 2 katı fiyatla ve şartlarla ihale alanlar için de geçerli olur mu bu teori. Adam Kayaşehirde arsanın m2'sini 4.400 TL ye almış, üzerine proje yapıp satacak, para kazanacak.
     
  9. FETİHÇ

    FETİHÇ Yeni Üye

    İstanbulda mal sahibi olmak ayrıcalıktır, siz bakmayın yukarıdaki yazılanlara, iyiki ülkeyi sizin gibi karamsar insanlar yönetmiyor, alınmış alınmıştır, abiliyorsanız alın kardeşim, gayrimenkul hiç bir zaman pişman etmez.
     
  10. SevgiG

    SevgiG Yeni Üye

    Kentsel dönüşüm kapsamında 15 milyon binanın yenilenmesi gerekiyor. Deprem nedeniyle bu şart. Bu da 400 milyar dolar gibi bir değere tekabül ediyor. Sizce bu sektör balon yaşar mı? Daralma başka bir şey balon başka bir şey. Her sektörün belirli dönemler daralma yaşaması normal. Kaldı ki insan ömründe 1-2 kez alabileceği bir şeyden bahsediyoruz. Fiyatların saçmalamasını ben de eleştiririm ama hangimizin bir ev sahibi olmak gibi bir düşüncesi yada planı yokki. Bence siyasi eleştiri yapmak adına bazı gerçekleri göz ardı etmeyelim, bu hükümet gider başkası gelir, sektörler ve ticaret bakidir.
     
  11. iyimser

    iyimser Yeni Üye

    Evi ev yapan beton ve demir midir sadece. Yada kullanılan malzemeler? Kentsel dönüşüm diye yapılan ve sosyokültürel yapıyı yok sayan, altyapısız, çevresindeki yerleşim birimleri ile uyumsuz binalar inşaa etmek mi kentsel dönüşüm. Fikirtepede 40 katlı binalar dikmek mi kentsel dönüşüm. 10 bin yıllık şehir İstanbul'un dokusunu yok sayıp havuzlu evler yapınca her şey halloluyor mu? İstanbulda ev almak risktir, iyi irdelemek gerekir. Alırken sadece evi değil, çevreyi, kültürü ve dokuyu da almak gerekir. Buna göre değerlemek önemlidir.
     
  12. AKINM

    AKINM Yeni Üye

    3 yılda 2 katı değerlenen ve peşin para ile alınmayan başka bir yatırım aracı varsa ona yatırım yapalım.
     
  13. selahi

    selahi Yeni Üye

    Konut her zaman değerlenir ve prim yapar ama bu yıl aldım seneye satıp para kazanayım dersen o iş patlar. Aç gözlü olmamak lazım.
     
  14. rüyet

    rüyet Yeni Üye

    Bizim memlekette bir tane dükkan açarsın biraz iş yaparsa hemen karşısına bir tane daha açılır. Yollarda gözlemeciler vardır yan yana 5 tane açılır. İnşaat işi de bu şekilde son 10 yıldır herkes inşaat işine girdi bir şekilde. Bunlardan başarılı olan var başarısız olan yada olacak olan var. Bir nevi arz talep meselesi. O nedenle bekleyip görmek lazım ama malın fiyatını satıcı değil alıcı belirliyor. O kadar eleştirdiğiniz evleri alan var mı? Var, e o halde bu balon zor patlar.
     
  15. SALİMU

    SALİMU Yeni Üye

    Ekonomide bir sektörü diğerinden bağımsız düşünemezsiniz. Turizm patladı geçen sene domino etkisi yarattı, inşaatta da bu şekilde olur maalesef patlarsa. Ben yakın dönemde bir şekilde patlamayacağını düşünüyorum çünkü özellikle qatar'dan ciddi para akıttılar sektöre, fonlar monlar yine nakit akışı sağlıyor. Uzun süre bu şekilde gidecektir kentsel dönüşüm ayağına.
     
  16. mualla

    mualla Yeni Üye

    Devlet destekli (Hükümet diyelim) bir sektörün patlaması zor görünüyor.
     
  17. umar

    umar Yeni Üye

    Düşük kredi oranları = tüketim.

    Ülkeyi 100 kişi den oluşuyor gibi düşünün, hepsi 100 TL para kazanıyor olsun. Toplam hane geliri 10.000 TL. Şimdi bu aile sürekli olarak birbirinden alış veriş yapıyor olsun. Yani biri yemek yapıp satsın, kimi müteahhit, diğeri berber, öteki manav, biri bakkal vs. vs. Hepsi birbirinden alışveriş yapıyor ve nihayetinde 10.000 TL lik gelir 100 kişi içinde dağılıyor, kiminin geliri 140 TL ye çıkıyor, kiminin 60 TL de kalıyor ama gelir toplamda 10.000 TL. Sonra bunlar ev almaya kara veriyorlar ve ev talebi artıyor. Müteahhit üretimi artırıyor ama gelir yine 10.000 TL. Ev talebi artınca fiyatlar da artıyor ve fiyat arttığı için insanlar fırsat güdüsüyle yine ev almaya çalışıyor. Bir süre sonra ev fiyatlarında sanal artışlar oluşuyor. Yani ev var ve fiyatı da yüksek ama gelir artmadığı için alan yok. Ülkenin durumunu özetleyebildiğimi umuyorum.
     
  18. YUNUSA

    YUNUSA Yeni Üye

    Konut reklamlarına kanıp Allah'ın Dağından ev almayın kardeşim. Şu anda herkes beklentiyi fiyatlamış durumda, 3. havalimanı hoop fiyata % 300 zam, kanal istanbul hoop % 200 arttı fiyatlar. Yemezler. Buradaki beşiktaş, gayrettepe, etiler, nişantaşı ne olacak kardeşim. Sen sancaktepede 3+1 daireye 1 milyon istiyorsan bağdat caddesi 5 milyon mu olacak? Gayrettepede 1.200.000 TL 3+1 daire ise Halaçlıda, Kapaklıda ne olacak, dalga mı geçiyorsunuz insanlarla. Eğer bir patlama olacaksa buralar patlar, beşiktaş, kadıköy, bakırköy patlamaz, o nedenle yatırımını ona göre yapın. Bir de ev almaya mecbur değilsin kardeşim, kendini böyle şartlandırma, kira çarpanı 400 olan evi zaten alma, kirada otur mis gibi, sıkılırsan da değiştir, 3 günlük dünyayı kendine zehir etme.
     
  19. tunçdemir

    tunçdemir Yeni Üye

    Aslında konu kelebek etkisi ile farklı sektörlere sıçradı ve evet temelinde finans yatıyor. Bankalar kredileri sebil misali dağıttı, ödenmeyen krediler sigortalı tabi, sigorta mecburi, yaslandılar sigorta şirketlerine, sonra krediler ödenmemeye ve sigorta şirketleri de bunları karşılamamaya başladı, sigorta şirketleri patlayınca bankaları patlattı, al sana zincirleme kriz. Bizde buna benzer bir durum var ama bizde banka ayağı sağlam. Bankacılar geri dönmeyecek kişiye kredi vermiyor, verdiği kredinin ödenmeme riskini de zaten faiz oranına ekliyor ki girmesin bir tarafına. Şimdi durum bu şekildeyken, dolar 1-2 günde % 15 artabilecekken, ülke savaşa girmek üzere ve kısmen girmişken, reis amerikaya, rusyaya ve diğerlerine atara gider yaparken hadi gidin ev alın.
     
  20. RECEPÇ

    RECEPÇ Yeni Üye

    Bu nüfus artışı ve göç beklentisi ile kolay kolay patlamaz bu balon (varsa). 2000'li yıllarda 5 kişiye bir ev düşüyorken bugün 4 kişiye bir ev düşüyor. Bu oran azalır çünkü insanların alışkanlıkları değişiyor. Önceden çocuklar evlenmeden evden ayrılmazken şimdi Amerikadaki gibi 18 yaşını geçince ayrılıyor, ya okumaya gidiyor baba evine geri dönmüyor. Stüdyo, 1+1, 1+0 dairelerin talebinin artması bu nedenlerden. Evlilik ve boşanmalar yeni ev ihtiyacını doğuruyor, boşanmalar arttı ondan sonra da kimse baba evine geri dönmüyor. Bu nedenle kişi başına düşen ev sayısı artacaktır ilerleyen dönemde. Balon patlamayacaktır ama fiyatlar arz/talep dengesine gelecektir bir süre sonra.
     
  21. SeyhunT

    SeyhunT Yeni Üye

    Herkes bir şeyler yazmış, balon var yok vs. Eğer bir balon varsa önünde sonunda patlar yada iner. Ama algı ve beklenti fiyatların artacağı yönünde ise insanlar o mala talep eder, artmayacağını düşünüyorsa talep etmez ve fiyat buna göre şekillenir. Talep sürekli olursa fiyatta sürekli olarak artar yada şişer adına ne diyorsanız. Ama bu sonsuza dek bu şekilde gitmez. Bir noktadadan sonra talep düşmeye başlar ve fiyatta buna bağlı olarak düşer. Yaşam amacı dışında alınan evlerde bu risk yüksektir çünkü bir algı ile alım yapılmıştır, şartlar değişir ve talep düşerse bu yatırım zarar eder, yada bekleneni karşılamaz. Konutun paraya dönüşme durumu diğer yatırım araçları gibi değil, elinizde mülkle kalırsınız alan olmaz. Kağıt üzerinde milyoner olabilirsiniz ama evi alan olmadığı sürece geçim sıkıntısı bile çekebilir, faturalarınızı ödeyemeyebilirsiniz.
     
  22. FeyzanT

    FeyzanT Yeni Üye

    Aynı şeyleri yazıp duruyoruz. Bu balon patlamaz çünkü evin bizim millet için duygusal bir yanı var. İnsanların yatırım alışkanlığı ev almak, bir tane daha bir tane daha almak. İnsanlar statü için ev alıyor, sosyal güvence olsun diye ev alıyor, başka yatırım aracı bilmediği için ev alıyor. Bu alışkanlık değişmediği sürece balon malon olmaz, patlamaz. Fiyatlar bir miktar düşebilir sadece, o da zaman zaman normal kabul edilebilir.
     
  23. muktefi

    muktefi Yeni Üye

    Balonun patlaması ve 300 bin liralık evi 80 bin liraya alabilmek her kiracının hayali ve ıslak rüyasıdır ama üzgünüm böyle bir şey olmayacak.
     
  24. çopur

    çopur Yeni Üye


    ABD'de kredi değerlendirme kurumları bankaları sigortalayan sigorta şirketlerine tam not vermiş bu sigorta ürünleri için, sigortalayın rahat olun demişler. Bu kurumların itibarları ve güvenilirlikleri yerlerde, kimse itibar etmiyor şimdi söylediklerine. Bizdeki değerlemeciler gibi düşünün ama bizdeki durum farklı, bizim bankalar değerlemcinin lafı ile hareket etmez. Türkiyede Abd gibi bir balon patlaması imkansıza yakın. Eğer bizimkiler Gayrimenkul Sertifikası konusunu iyi anlatabilirlerse ve bunu teşvik ederlerse sektörü bir bu kadar daha büyütebilirler. Şu ana kadar pr yapamadılar ve bunu alanlar bir şey anlamadığı gibi külliyen zarar edecekler gibi duruyor. Türkiyedeki durumda ise fiyatlar dramatik bir şekilde düşüyor, beklentilerin çok altında kalıyor. Tabi alıştılar proje bitmeden iki katı fiyata elden çıkarmaya şimdi zor geliyor beklemek. Gayrimenkul yatırımında bekelemeye sabrın yoksa almayacaksın yoksa pişman olursun.
     
  25. erenler

    erenler Yeni Üye

    Gayrimenkul sektörü kredi ile dönen bir sektör. Bizim bankalar yurtdışından buldukları fonları türkiyede biraz daha pahalı satarak para kazanıyor. Yani Yıllık % 5 ile para buluyor dönüp bunu Türkiyede % 10 ile satıyor ve bundan para kazanıyor, faaliyetlerini yürütüyor. Bu nedenle sektördeki durgunluk kredilerin ödenememesine ve bazı şirketlerin batmasına neden olacak. Bunula birlikte dolar çok uzun süre stabil olması için baskılandı, olması gerekenden düşük tutuldu. Dışarıdan alınan borçlarla (kredi demek borç demek) varlık fiyatları artırıldı, vergiler ve ötv ler yükseltildi bunlardan gelen kaynaklar geçici bir refah için kullanıldı ve şimdi deniz bitti. Belki dışarıdan girecek bir miktar paralarla suni rahatlamalar sağlanarak bu patlama bir miktar daha ertelenecek ama nihayetinde patlayacaktır.
     
  26. KASIMİ

    KASIMİ Yeni Üye

  27. eyüp yaşarünal

    eyüp yaşarünal Yeni Üye


    Amerikada yaşanan kriz planlı ve bilinçli gerçekleştirilmiş bir krizdir. Borsada yapılan "keriz silkeleme" operasyonunun emlak sektöründe yapılmış olanıdır. Kapitalizm kötüdür ve sizi sömürür. Sürekli olarak kazanmanıza izin vermez, kazanıyormuş gibi görünürsünüz ama onların değirmenine su taşırsınız. Amerikada krizin sebebi mortgage kredileridir değil mi? Herkes yazmış zaten. Peki bu krediler verilirken neden denetlenmedi, neden bu kadar bol keseden verilmesine göz yumuldu. Finans sektöründeki yöneticiler geri zekalımıydı ki bunu öngöremedi? milletin harcama alışkanlıklarını bile takip eden Hükümet neden buna tedbir almadı? Neden tam tersi bu durumu teşvik edecek uygulamar yaptı? Amerikadaki krizin dalga dalga küreselleşmeden dolayı diğer ekonomileri de etkileyeceğini bilmiyorlar mıydı? Amerika bir tüketim toplumu ve dünya üzerindeki kaynakların % 35'ini tek başına tüketiyor. Yani dünyadaki her vatandaş amerikalı gibi yaşamak istese kaynaklar yeterli değil. Şimdi mortgage kredileri ile birlikte düşük gelirli insanlar ev almaya teşvik ediliyor. Çünkü kredi almak çok kolay, sokaktan geçeni çevirip kredi veriyorlar neredeyse, o derece. Kredi veren küçük bankalar da dönüp kredi veren büyük yatırım bankalarından kredi kullanıyor bu insanlara daha fazla kredi verebilmek ve emlak sektörünü hareketlendirmek için. Tavuk yumurta hesabı mortgage talep arttıkça emlaka talep artıyor, emlak talebi arttıkça üretim ve kredi talebi artıyor vs. vs. Ancak konut talebi de bir yere kadar devam ediyor, sonrasında tıkanıyor. Talep tıkanınca talebi canlandırmak için kredi şartları daha avantajlı hale getirilmeye başlanıyor ve film buradan sonra kopuyor. Amerikan Merkez Bankası Fed de "hop birader iri ufak bit yavşak herkese kredi veriyorsun, bu gevşekler bu krediyi nasıl ödeyecek" demiyor, normalde demeye yetkisi var. Şeytanın avukatlığını yapalım; neden demiyor?? Abd'nin zengini ve devleti de gariban vatandaşın ev sahibi olma hayalini kullanarak vatandaşını soyuyor, işte kapitalizmin gerçek tanımı. Sektör pik yaptığında artık herkesin evi var ve koç gibi de kredi bocu vardır ama borcu ödeyecek geliri yada buna ayıracak karşılığı yoktur. Bir nevi açığa satış yapmış gibilerdir. Ev borçları ödenmeyince zaten ipotekli olan evlere bankalar el koymaya başlıyor, piyasada icradan satılık milyonlarca ev arzı oluşuyor. Hal böyleyken ev fiyatları dibe vuruyor çünkü ev çok alan yok. Ev fiyatları dibe vurunca kredi borcu devam eden adamlarda ben salak mıyım bu borcu ödemeye devam edeyim diye koy veriyor ve kar topu etkisi ile bankalar topu atmaya başlıyor. Bakın bu bir dramdır :) İşte nur topu gibi bir krizimiz oldu böylece. Bunu planlayan kişiler paralarına para servetlerine servet kattılar. Kapitalist sistemlerde para yok olmaz, sadece el değiştirir, fakirin cebinden çıkan paralar bu arkadaşların cebine girmiş oldu böylece.
     
  28. BoraE

    BoraE Yeni Üye

    Türkiyede genel olarak likit tasarruf oranı düşüktür. Yani adamın 20 milyonluk malı mülkü vardır ama bankada 200 bin lirası olmaz. Likit tasarruf demek doğrudan yatırıma girecek tasarruf demektir. Bizim millet sevmez bu kadar nakitte kalmayı, güvenli bulmaz. Nakitte kalır ama yine ev, arsa almak için kalır. Geçicidir yani. Nedeni de emlak yatırımının çok kazandırdığını düşünmesi ve tapunun garanti olması, banka batar, kriz vurur, borsa çöker ama gayrimenkule bir şey olmaz. Ayrıca anayasal haktır, kendini güvende hisseder. Gayrimenkuldeki yatırım tekrar dolaşıma girmez, o nedenle büyüyen ekonomiler için kaldıraç etkisi yaratmaz. Tasarrufun likite dönmesi için borsa'nın daha sıkı denetlenmesi, kuralların yeniden düzenlenmesi, manipülasyona imkan verilmemesi, yapılan hataların telafi edilmesi, sigorta kuralı getirilmesi gibi tedbirler gayrimenkul ve dolardan başka yatırım aracı bilmeyen halkıma alternatif olabilir.
     
  29. SERHATG

    SERHATG Yeni Üye

    Sadece borsa için değil sistemin genel olarak güven vermesi gerekir, ülkenin istikrarlı devamlılığı olan, hükümetlere göre vergi sisteminin değişmediği, yatırım yapanın cezalandırılmadığı, alabildiğinden alıp alamadığını es geçen sonra affeden bir sistem olmaması gerekiyor. İsviçrenin güven verdiği gibi güven veremiyorsanız bu dedikleriniz olmaz. Yabancı neden konut almaktan vazgeçti, çünkü ülke yıllardır süregelen söyleminden ve stabilitesinden vazgeçti.
     
  30. AydanY

    AydanY Yeni Üye

    Konut piyasasında saadet zinciri devam ediyor. Bu durum sürdürülebilir değil. Konut likit bir yatırım aracı değil, yani şimdi paraya sıkışmış ve elden çıkartmak isteyenler satamıyor ve nakit akışı sağlayamadığı için krize giriyor. Halbuki dolar yada borsada olsa düşük de olsa satıp nakite dönebilir. Likitin dalgalanmalara hızlı tepki vermesi doğal, yani herhangi bir krizde borsanın düşmesi yani hızlı etkilenmesi kabul edilebilir. Gayrimenkul bu kadar çabuk tepki vermez, yani kısa sürede yarı fiyatına inen bir emlak göremezsiniz, yada çok enderdir. Çünkü yapısı gereği buna izin vermez piyasa, bir miktar düşünce alıcısı olur ve çok fazla düşemez. Borsadaki parayı bir günde batırabilirsin ama taşınmazın varsa bu çok zor, ancak kumarda kaybedebilirsin eski türk filmlerindeki gibi. Büyük iş hacmi olan şirketlerin sahiplerini krizlerde her zaman gayrimenkulleri dibe vurmaktan kurtarır. Adam Milyar dolar batırır ama evi vardır 20 milyon dolara eder, bu evi kurtarırsa hayatını idame ettirecek geliri var demektir. Biraz karışık oldu ama anlatabildim sanırım gayrimenkule yatırım yapanların motivasyonunu.
     
  31. ecer

    ecer Yeni Üye

    Babam biraz hovarda bir tiptir gençliğinden bu yana. Ne var ne yoksa satıp savıp harcamış, daire, arsa, dükkan, birikmiş para vs. vs. Ya iş kurmuş batırmış, ya harcamış yada dolandırılmıştır bir şekilde. Bir tek oturdukları ev annemin üzerine ve annemde eski toprak mal satılarak mal alınmaz diyenlerden. Babam çok zorlamış onu da satalım iş kuralım, büyütelim diye ama annem nuh demiş peygamber dememiş sattırmamış. Yaş ilerledi ve baba 65 yaşına geldi. Şimdi birikimleri yok ve tek varlıkları oturdukları ev, eğer annem onu da sattırsaydı şu anda kirada oturmak zorunda kalacaklardı. Yani gayrimenkulün likiditesinin düşük olması her zaman kötü olmayabilir.
     
  32. ŞENOLÖ

    ŞENOLÖ Yeni Üye

    Ülkelerin kalkınması ve büyümesi sadece ekonomi ile olmaz. Bunun için ana faktörler demokrasi ve hukukun üstünlüğü, düşünce özgürlüğü gibi kavramların ne kadar uygulanabilir olduğu. Bir ülkede düşünce özgürlüğü varsa bilgi üretimi olur. Demokrasi ve hukuk güçlü ise yatırımlarının kişisel servetiniz güvende olur. Böyle bir ortamda girişimcilik gelişir yatırımlar artar. Gelişmiş ülkelere bakın ne dediğimi anlayacaksınız. Girişimcilik ve yatırım arttıkça piyasalar gelişir, teknoloji gelişir. Birim gibi gelişmekte olan ülkelerde kurumlar zayıf olunca risk artıyor, risk artınca da insanlar ya parasını pulunu yastık altında tutuyor, yada gayrimenkul alıyor. Haliyle bu ilişkileri birbirinden bağımsız düşünmeniz söz konusu olamaz.
     
  33. gökbulut

    gökbulut Yeni Üye

    Ülkede ciddi bir cari açık var. Bu cari açığı Türk Lirası ile ödeme şansın yok, mecbur dolar ödeyeceksin, iç piyasa bu doları da vatandaşından toplayabilirsin çünkü turizm patlamış durumda. Patlamasa da karşılamaz, merkez bankası rezervleri de malum. Yapısal reformlar ile ekonomimizi genişletmemiz gerekiyor, günü kurtarmak adına iç politikaya yönelik çabalar daha büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor. Herşeyi inşaata bağlamak doğru gelmiyor bana. Faiz silahını zamanında kullanmak lazım, zamanında kullanmazsanız işe yaramaz, bunu gurur meselesi haline getirmek ve reise anlatamayız diye düşünmek basiretsizliktir. Her sağlıklı ekonomi yeri geldiğinde faizleri artırır yada ona göre tedbir alır. Bu kadar basit.
     
  34. temizöz

    temizöz Yeni Üye


    Özetlemek gerekirse; 2004-2005 yıllarında Amerika karşılıksız bastığı dolarları bol keseden uluslararası piyasaya sürüyor ve dünya genelinde doların bollaşmasını sağlıyor. Bu tüm dünyada suni bir refaha sebep oluyor, herkes halinden memnun, özellikle gelişmekte olan ülkeler mutlu. Türkiyede dolar bolluğu var ciddi para girişi olmuş. FED faiz oranlarını artırıyor, Türkiye AB üyeliği yolunda olumlu adımlar atıyor, herkeste bir güven bir istikrar havası. Derken FED'in faiz oranlarını artıracağı konuşulmaya başlanıyor, bu durumun doların artacağı beklentisi yaratması ve borsanın düşeceği algısı ile kriz havası yaratılmaya başlanıyor. Döviz talebi artınca dövizdeki baskı artıyor ve kur yukarı doğru hareketleniyor. Türkiyedeki faizlerin düşürülmesi ile bankalara olan borç oranları artıyor, bilinçsiz bir şekilde ülke bankalara borçlandırılıyor.
     
  35. SanemE

    SanemE Yeni Üye

    Sürekli olarak olumsuzluk pompalıyorsunuz. Allahtan ülkeyi sizin gibi karamsar adamlar yönetmiyor.
     
  36. akmaç

    akmaç Yeni Üye


    Bankacılıkta kar topu etkisi diye bir söylem vardır. Yani durup dururken bir banka batacak diye söylenti çıkarırsanız sapasağlam bankayı batırırsınız. Neden mi? Çünkü vadeli hesaplardaki paraları başka yatırım enstrümanlarına yatırır bu kurumlar, onlar da vadelidir. Sen 100 bin lira yatırmışsın 12 ay vadeli, senin gibi 100 bin adam var, bu adam da bu parayı almış başka bir yere bağlamış. Sen şimdi banka batacak diye 12 ay sonra çözeceğin parayı hemen ver dersen, bunu da 100 bin kişi aynı anda yaparsa kusura bakma o banka batar. İşte bu kartopu etkisidir, yuvarlandıkça büyür. ABD'de Lehman Brothers bu şekilde battı bir kaç günde. Abd de konut balonu değil finansal şirketlerin çakallıkları nedeniyle patlamış bir mortgage krizi vardır.
     
  37. şemail

    şemail Yeni Üye

    Amerikada ödeme gücü olmayan kişilere ev satıldı. Sonra bu kişiler ödeyebildiklerini ödediler ki bu da evde otursalar kiraya denk gelecek bir miktardı. Sonra ödeyemeyince evi bankaya geri verdiler. Başka bir mesuliyetleri kalmadı. Türkiyede böyle bir durum olsa, birincisi kara listeye girersin, kredi kartların iptal olur, banka hesapların bloke olur, başka bir mülkün varsa ipotek edilir, haciz gelir, ticaretle uğraşıyorsan ticari hayatın biter, kısaca yaşama şansı tanımazlar bankalar. Bu anlamda Türkiyede Yıllık 8 katı civarında bir faiz ve yazdığım yaptırımlarla karşı karşıyasınız, bu durumda banka mı güçlü birey mi? Bu kadar eli güçlü olan bir bankanın Türkiyede batma ihtimali var mı?
     
  38. OKTAYR

    OKTAYR Yeni Üye

    Ev fiyatları düşmez, balon denilen şey finansal krizdir.
     
  39. mülteka

    mülteka Yeni Üye

    Çoktan patlamıştır ama hissedilmesi 10 yıl süresince yavaş yavaş olacaktır. Bankaların yıllık açıkladıkları kara bakın ne demek istediğimi anlarsınız. Bir kaç yıldır 4 milyon suriyelinin mülteci olarak gelmesi, kentsel dönüşümün kira talebini artırması, arapların türkiyeden konut alması piyasayı ve pazar büyüttü. Şu anda dışarından gelen bu talepler doyum noktasına ulaştı. Bu saatten sonra inişe geçer ve arz-talep dengesine oturur. Ancak bu süreçte çok firmanın da canı yanacak maalesef kaçınılmaz olarak.
     
  40. ünyay

    ünyay Yeni Üye

    Hukuk Sistemi ve stabilite olursa ve piyasaya güven verilirse kısa sürede toparlanır. İnsanlar mal ve can güvenliği olmayan yerde yatırım yapmaz. Ülkeden 6 bin adet milyoner kaçtı, başka yerlere yatırım yapıyorlar, çok yazık. Bir gecede malına mülküne el koyulabilir düşüncesi insanları farklı pasaport ve farklı yaşam alanları aramaya itiyor, bunu bir an önce düzeltmemiz lazım.
     
  41. izem

    izem Yeni Üye

    Türkiye Ekonomisi dünyadaki en kırılgan 5 ekonomiden biri Brezilya ile birlikte. Dolardaki ani yükselişler piyasaları ciddi anlamda etkileyebiliyor, bazılarını şoka sokabiliyor. Farklı ülkelerde farklı reaksiyon gösterebilir ama bizde kriz olup olmadığını dolardaki hareketle ölçebilirsiniz. Dolardaki yükseliş zaten sıkıntılı olan dış ticaret dengesini ülke aleyhine olacak şekilde bozuyor. Dolar hızlı yükselince ithal malların yoğun olduğu piyasalarda kriz vurur ve şirketler küçülmek zorunda kalır, reel olarak da küçülür dolar artışından dolayı. Burada çeklerin senetlerin ödenmemesi, maaşların ödenememesi, işten çıkarmalar dalga dalga diğer sektörlere sirayet etmeye başlar, piyasa daraları, tüketim azalır. Bankalar ipotekli konutlara el koymaya başlar bir süre sonra bankaların aktifinde ciddi bir gayrimenkul stoğu oluşur. Bankalar da likite dönmek içn bu stoğu satmak ister ve belirli toleranslarla da satmaya çalışır. Bu durum piyasa rayiç fiyatlarını aşağı çeker. Tüm bunlar işin ekonomik boyutu, işin sosyal boyutu ise "belirsizlik". Belirsizlik ve güven gayrimenkul sektöründeki en önemli şeydir, fiyat bile bundan sonra gelir. İnsanlar yarını öngöremedikleri yerde 10 yıl borçlanmasını beklemek gerçekçi değil. Borcunu ödemeyi planlayan adam bunu düşünür ve ona göre hareket eder, piyasadaki daralmanın asıl sebebi tam olarak budur.
     
  42. ŞahendeE

    ŞahendeE Yeni Üye

    Emlak Balonu ve Emlak Piyasasındaki durgunluğu uzmanlar "Piyasalar Eski Ritminden Uzak" diye tanımlıyor, yani bir işin uzmanıysan baban öldü bile desen uygun bir dille söylüyorsan kimse panik olmuyor :)
     
  43. NurullahB

    NurullahB Yeni Üye

    Emlak Gayrimenkul Şirketleri o kadar çok reklam veriyorlar ki reklamın arasında programı izlemek zorunda kalıyorsunuz, bu kadar reklam vermeleri bana doğru gelmedi, sıkıntı büyük demekki.
     
  44. osiris666

    osiris666 Yönetici Yetkili Kişi

    Sorun sadece İstanbul’da ve sadece lüks konutta

    Türkiye’nin en büyük lüks konut üreticisi müteahhit Ali Ağaoğlu,Çekmeköy projesiyle kol kesmiş! Kol kesme deyimini daha çok borsada zararı büyütmemek ve batmamak için “zararına satış” anlamında kullanıyorduk. Burada ise kendisinin ifadesiyle arazinin bugünkü metrekaresi 2 bin dolar ama projede konutun metrekaresini 5 bin liradan satıyor. Satışlar da çok iyi gidiyor. İyi gider tabii, ucuz. Başka projeler çıksın böyle, onlar da başarılı olur.

    - Özellikle İstanbul’da konut satın almak isteyen çok. Ama konutu satın alacak parası veya finansal erişimi yok. Parası olup da yatırım amaçlı birden çok konut satın alanlarda ise belli bir doygunluk var. Yapılan konutlar ise daha çok lüks kategorisinde ve alıcıların bütçesini aşıyor.

    - İstanbul’da hiç ucuz konut yapılmıyor değil, yapılıyor. Onların satış sorunu yok, dolayısıyla ilan veya duyurusunu da yapmalarına gerek yok. Bu nedenle haberimiz bile olmuyor. TOKİ de sayıca kayda değer ucuz konut üretiyor ve satıyor. TOKİ’nin şartı ise konut sahibi olmamak, yani belli bir kısıtı var. Kısıt kalksa TOKİ’nin de yok satacağı aşikâr.

    - Durumun analizi buysa konuta talep var ama talebe uygun arz yeterli değil. Lüks konut arzı var ama kendine uygun ve yeterli talebi artık yaratamıyor. Arz ve talep buluşamıyor. İstanbul lüks konuta, pahalı konuta doydu gibi. Parası olanlar aldı. Türkiye çapında konut kredisi kullananların borcu da 187 milyar liraya ulaştı.

    - İstanbul konut fiyatlarında hep önde gitti. Ancak son bir yıla bakınca artık İstanbul Türkiye’nin gerisine düştü. Konut fiyatları temmuz ayı itibarıyla son bir yılda Türkiye ortalamasında yüzde 11.60, İstanbul’da yüzde 8.38 arttı. Arada 3.22 puan fark oluştu. Aynı dönemdeki tüketici enflasyonundan arındırdığımızda ise Türkiye konut fiyatları yüzde 1.6 reel getiri sağlarken, İstanbul yüzde 1.3 kaybettirdi. Bu getirilere kira dahil değil.

    [​IMG]

    DÜŞÜRSÜNLER FİYATI BAKALIM SATIYORLAR MI SATAMIYORLAR MI?

    Türkiye’de genel anlamda konut fiyatları yükselirken İstanbul’da gevşeme eğilimine girmesinde birkaç konu birden etkili.

    - Bunlardan ilki İstanbul’un net bazda göç alan değil artık net göç veren il haline gelmesi. 2016 yılında İstanbul net bazda 71 bin göç verdi. Bu göçün önemli kısmı da İzmir ve Muğla’ya yöneldi.

    - İstanbul’dan göçte terör eylemleri ve terörün etkisiyle turizm sektörünün ağır darbe yemesinin payı büyük. İstanbul turizm sektöründeki gerilemenin etkisiyle yine geçen yıl şirket sayısı azalan tek il oldu.

    - Konut fiyatlarının İstanbul’da hız kesmesinin bir nedeni de, geçmiş yıllarda yaptığı hızlı prim ve Türkiye ile İstanbul’un konut fiyatları arasında farkın iyice açılmış olması. Şimdi bu makas kapanıyor ama yine de son 5 yılda konut fiyatları Türkiye çapında yüzde 95.5, İstanbul’da yüzde 133.4 arttı. Arada hâlâ ciddi bir fark var.

    - 5 yıllık tüketici enflasyonundan arındırırsak Türkiye ortalamasında konutların yüzde 28.7 reel bir artış sağladığını, buna karşılık İstanbul’daki konut fiyatlarının reel yüzde 53.7 değerlendiğini görüyoruz. 5 yılda yüzde 54 reel artışa kira gelirleri eklenirse reel getiri daha yükselir.

    - İstanbul’da lüks konut satışlarında zorlanma bir kriz değil. Çünkügenele yayılan bir durum ve ortada bir konut balonu yok. Konut balonu olabilmesi için fiyatların son 5 yılda reel olarak yüzde 100 artması lazım. Halbuki artış balon sayılan sınırın yaklaşık yarısı düzeyinde.

    - Satış sorunu sadece İstanbul’la ilgili ve burada da sadece lüks konutla sınırlı. Bu da bir anlamda fiyatla doğrudan bağlantılı. Ali Ağaoğlu gibi diğerleri de düşürsünler fiyatı, bakalım satıyorlar mı satamıyorlar mı.

    SONUÇ:

    “İyi olursa bahtından, kötü olursa bizden bilir.”

    http://www.haberturk.com/yazarlar/a...orun-sadece-istanbulda-ve-sadece-luks-konutta
     
  45. malkara lordu

    malkara lordu Yönetici Yetkili Kişi

    Fiyat dusurmektense projeyi 8 e bölüp 8/1 ini satıp tükendi Teşekkürler diye manipulation yapmak daha cazip geldi :) bu arada lüks konuttan kasıt nedir ? Bunun çıtası ne ? Hangi fiyat aralığı lüks sayılıyor? Adam ödeme plani ile aliyor cebinde daire fiyati yokki bana ferrariyi 1000 tl taksitle sunsalar bende alırım ama müşteri rasyonunda ben louser ım aldığım ürün lüks :) haberlere bi göz gezdiyorum sanki herkes cash aliyormus gibi bi yorumlar bir durumlar :)
     
  46. tekrim

    tekrim Yeni Üye

    Benim çevremde tüm sıkıntılara rağmen herkesin derdi ev almak, konuşulan tek konu ev fiyatları. Yani 300'lük ev 250'ye düşse borca girip evi alacak. Hal böyle olunca fiyatların ciddi düşmesi pek mümkün değil bana göre çünkü talep var. Adamın evi var çoluğuma çocuğuma alırım diyor, kafayı evle bozmuşuz millet olarak. Adamın 4000 tl maaşı var, 3200 liraya krediye giriyor 10 yıl, kafayı yemişler. Milletin inadını azmini taktir etmemek elde değil, kuru ekmek yiyor ama ev alıyor, pes.
     
  47. ŞAKİRE

    ŞAKİRE Yeni Üye

    Akşam bakıyorum konut reklamlarından program izleyemez olmuşum, bu kadar reklam olduğuna göre kesin bir sıkıntı olmalı diye düşünüyor insan.
     
  48. yurdal

    yurdal Yeni Üye

    Yahu birader nasıl alıyorlar bu evleri aklım almıyor. Diyorsun ya adamın 4000 lira maaşı var 10 yıl ne yiyip ne içiyor, hiç mi extra masrafı çıkmıyor, hiç mi hasta olmuyor, çocuğuna bir şey lazım olmuyor mu? Çözemiyorum akıl işi değil bu.
     
  49. Aykut

    Aykut Yeni Üye

    Daha önce de defalarca yazılmış; konut tekrar dolaşıma girmeyen bir mal. Yani ikinci elde 10 kere de satılsa ahmetin parası mehmetin cebine giriyor, genel ticaret hayatına bir katma değeri yok yani. Şöyle düşün istanbulun her yeri konut oldu, konut yapıldı, yer gök konut. Sonra her yer avm, her yer tünel, yol, köprü oldu. Bunları ihraç edemeyeceğine göre yaptın kaldı yaptığın yerde. Ülkenin nüfusunun arttığını da düşünelim, bu durum da sonsuza dek sürmeyecek. Bir kişi kaç konut alır, kaç konut alınca mutlu olur ve durur. Arz talep dengesi bozulmayacak mı? Ben bu alana yapılan yatırımın yeterli olduğunu ve artık başka alanlara kaydırılması gerektiğini düşünüyorum, yoksa durum vahim.
     
  50. yıldanur

    yıldanur Yeni Üye

    Emlak yada konut balonu fiyatlar çok arttı o zaman kesin balon var diye tanımlanamaz, doğru bir tanım olmaz bu. Bir malın fiyatı talep varsa artar durduk yere artmaz. İnsanlar konutu hala güvenli bir yatırım aracı olarak görüyor. Talep arttıkça karlılığın arttığını düşüne herkes de inşaat yapmak istiyor çünkü sonucunu kısa sürede alabiliyor, yada alabiliyordu bir süre öncesine kadar. Bu kişiler talebi değerlendirmeden konut üretmeye devam ediyor. Bir nevi yumurta tavuk meselesi gibi. Üretilen konutlar orta-üst sınıfa üretiliyor ve haliyle fiyatları da ona göre oluyor. Ancak bu sınıfın sayısı ve alım gücü de belli. Bu segmentte de bir konut balonu olduğunu düşünüyorum. Sea pearl, yedi mavi, büyük yalı gibi reklamı çok dönen projeler 8000 dolara karşılık gelecek rakamlarla satış yapmaya çalışıyorlar. Bu projelerde 3+1 daire fiyatı 5 milyon lira civarında. Amerikan filmlerinde 1 milyon dolarlık çantayı ele geçirmek için insanlar birbirini öldürüyor, bir milyon dolar hayatlarını garanti altına alacak bir para ama bizde karı koca çalışan üst düzey beyaz yakalının bu evlere bu paraları vermesi bekleniyor. Veren var tabiki kazanmış veriyor (yada kazanmamış ama bir şekilde para var işte karıştırmayın orasını) ama bunların sayısı 15000 kişi diyelim. Şimdi Sarıyerden-Floryaya, Bağdat Caddesinden - Rivaya kadar bu segmentte konut ürettin ve sattın, hadi bir 15000 kişi de sana kiracı oldu diyelim. O kadar, ne oldu üretilen diğer konutlar, yada ne olacak? Sadece Ankarada 600 bin civarı konut fazlası olduğu söyleniyor, eminim İstanbulda durum daha vahimdir.
     
  51. FERO

    FERO Yeni Üye

    Fiyatlar düşecek 300 bin liralık evi 50 bin liraya alacağız diye bekleyen angutlar var, inşaatın maliyetinden arsa fiyatından habersiz. Tamam lan tamam düşecek, sen ev sahibi ol diye patlatacaklar balonu, tövbe estağfurullah..
     
  52. coşkuner

    coşkuner Yeni Üye

    Firmalar batacak patlayacak diyenlere tebernüşten gelsin;

    Alıntıdır:
    Konut piyasasında sanki her şirket boğazına kadar borçluymuş gibi bir hava oluşturuluyor. Borç spekülasyonu yapmak bankalara da gayrimenkul şirketlerine de zarar verir. Bu zararın bedelini vatandaş öder. Arz fazlası biterse orta sınıfın ev sahibi olması ya da yatırım yapması daha da zorlaşır. Arz fazlasının bir miktar olması her zaman iyidir. Uzun vadeli düşünenlere alım fırsatı sunar. Sistemdeki tıkanma arzın önünü keser. Şirketleri borç batırmaz. Şirketlerin batmasına nakit akışındaki sıkıntılar neden olur. 20 büyük şirketin borç toplamı 15 milyar TL ise portföylerindeki hemen teslim ve kira getiren gayrimenkullerin ekspertiz bedeli 30 milyar TL'den fazla. Piyasa değeri ise 45-50 milyar TL. Yani durum abartıldığı gibi değil. Burada şirketlerin tek yapması gereken nakit akışını iyi yönetmek.
    Tebernüş Kireçci
     
  53. yetişen

    yetişen Yeni Üye

    Bu balon öyle bir balondur ki her yıl patlar, hatta sürekli patlar, öyle bir balondur.
     
  54. HÜRRİYETÖ

    HÜRRİYETÖ Yeni Üye

    Can çekişen bir sektörde patlayacak balondur. Faizi düşürün diye boşuna talimat yağdırmıyorlar. İsterseniz faizi "0" yapın, doları frenleyemediğiniz sürece işiniz zor. Ekonominin hali iç açıcı değil, Allah sonumuzu hayretsin.
     
  55. ergunpehlivan

    ergunpehlivan Yeni Üye

    Sektördeki durgunluk fiyat yada başka bir sebepten değil ülkedeki belirsizlikten ve 15 temmuz sonrası ohalden, ortamdan kaynaklanıyor. Konut fiyalatının 1 yılda % 100 değer kazanması tabiki gerçekçi değil, çok özel durumlar haricinde mümkün de değil. Türkiyede inşaat sektörüne girmek çok kolay ve inşaat yapmak bir o kadar kolay, Avrupada bu böyle değil. Belirli düzenlemeler getirilmesi şart bana göre. Piyasanın daha sağlıklı bir yapıya kavuşması gerekiyor.
     
  56. İLYASA

    İLYASA Yeni Üye

    Bizim milletimiz kültürel olarak göçebe bir hayattan geldiği için diğer milletler kadar mülkiyet takıntısına sahip değil bana göre. Ev konusunda insanlar bir fısratı kaçırmak istemedikleri için ve fiyatların sürekli artacağını düşündükleri için deli gibi saldırıyorlar. Evin iyi bir yatırım olacağı, fırsatı kaçırıp almazsa da bir daha ev alamayacağı korkusu ağır basıyor bir an önce almak istiyor. Şu anda yaşadığımız durgunluk kriz değil bu kitleye hitap eden fayda/maliyet konusunda optimum ürün sayısının az olması. Yani adam vadistanbul'da oturmak istiyor, standardı ve kendisini mutlu edecek yer orası ama vadistanbulda 3+1 ev 1.850.000 TL. (27 Ekim 2017 dolar 3,84)

    Eğer bu ev 700 bin lira olsa adam alacak ama 1.850.000 lira ve kredi kullansa ödeyeceği rakam 2.850.000 tl olacak, bunu ödeyecek geliri ve gücü olmadığı için beylikdüzü yada bahçeşehir tarafına yöneliyor. Yukarıda yazılmış ülkenin istikrarı şu anda sorunlu, para da istikrarı seviyor, bu ortamda para kaçıyor, para kaçınca faiz yükseliyor para bulmak daha maliyetli hale geliyor. Orta vadede fiyatlar bir miktar gerileyecek bu kaçınılmaz. Tüm bu krize ve 4 milyon mültecinin barınma ihtiyacını ve nüfus artışını düşünürseniz konutun ihtiyaç boyutu öne çıkıyor.
     
  57. ERDEMD

    ERDEMD Yeni Üye

    Almanya her yıl dış ticaret fazlası veren bir ülke, yani bizim cari açık dediğimi şey adamlarda tersine işliyor. Yani adam üretip sattığından daha az ithalat yapıyor,her yıl 250 milyar euro civarında fazla ihracatı var. İhracat rakamlarıda 1.4 trilyon euro civarında. Türkiyenin toplam ihracatı 130 milyar euro civarında, çünkü senin üretim poltikan beton üzerine ve sen üretime akıtacağın kaynağı betona gömüyorsun. 2015 yılında 11. ekonomi olacağımız haberlerini okuyoruz ya şu günlerde bunu da yazmak istedim, burada dursun.
     
  58. ALEVİ

    ALEVİ Yeni Üye

    Bu almanların kafası basmıyor bizim gibi, bir sürü teknoloji arge falan uğraş dur, bizim belediyeler gibi hazine arazilerini imara aç, emsali artır, h'ı yükselt arsaları yandaş müteahite çak, saadet zinciri devam etsin, ama yapamazlar, kafaları bizim gibi çalışmaz. bu kadar know how onlarda nerdee!!! Varsa yoksa Alman teknolojisi
     
  59. halilçörekçi

    halilçörekçi Yeni Üye

    Ülkede bir çok yatırım yapıldığı yazılmış yukarılarda. Bunu inkar eden yok zaten, ama bunun ekonomiye reel bir katkısı olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Ülkenin ekonomik durumu ve milli gelir bu seviyelerde değilken de bir çok yatırım yapıldı, bunlar da ciddi bir katkı sağlamadı ekonomiye. Çünkü rant ekonomisinin sürdürülebilir bir tarafı olamaz, yada ekonomiye reel bir katkısı olmaz, kısa dönem ve anlık refah sağlar, o kadar. Almanyanın ihracat rakamı bizim ihracatımızın neredeyse 10 katı. Nüfus olarak bize yakın bir nüfusu var ama daha nitelikli ürünler üretiyorlar ve artı değer yaratıyorlar. Yine de çıkıp X bizi kıskanıyor diye hava atmıyorlar, durumlarına göre mütevazi bile sayılabilirler. Bizim aynı rakamlarda ne yapabileceğimizi düşünemiyorum bile. Adamlar marsa koloni kurmayı planlıyor biz yol yaptık bina yaptık. Tabi ki yapılmalı ama eskiden de yapılıyordu, şimdi nüfusla orantılı biraz daha fazla yapılıyor, bunun ekonomiye katkısı kısıtlı diyoruz sadece. Vergileri artırmakla olmuyor o iş, üretmek ve satmak gerek.
     
  60. ecemcebeciler

    ecemcebeciler Yeni Üye

    Gayrimenkulda gövde biraz kalın olduğu için ekonomik konjonktüre tepki vermesi zaman alıyor. Yani normalde kurların gecede tepki verdiği konuya gayrimenkule yansıması minimum 3 ayı bulabiliyor. Çünkü gayrimenkul likit bir ürün değil. Aslında şu anda yaşanan durgunluk 1 yıl öncesinden tahmin edilebiliyordu ama bir şekilde ertelendi, şu anda durma noktasına geldi. Bu talebin olmadığından yada paranın bir yerlere gittiğinden değil, sadece güven ortamı olmadığından. Son 10 yılda sadece inşaattan zenginleşen bir kesim var, bunu arsa, arazi rant, imar, inşaat, emlak adına ne derseniz böyle bir kitle var. Bu tayfa bir süre daha döndürebilir bu çarkı ama önünde sonunda bu iş patlar. Planlı bir gayrimenkul geliştirme durumu olsa daha yönetilebilir ve yaşanabilir şehirler ortaya çıkacak ama rant ve kısa yoldan zengin olma işi ağır basıyor. Bulunduğumuz dönemde gayrimenkul sıkışmış durumda ve iyi fırsat yakalanırsa yine alınabilir ama ben olsam daha likit yatırım araçlarında kalırdım.
     
  61. koçboğa

    koçboğa Yeni Üye

    Sektör sıkıntılı da olsa bu satılan ünitelerin yarı yarıya düşeceği anlamına gelmez. Talep daraldığı zaman fiyat stabil kalır ve belki bir miktar düşer. Talep artınca da fiyatın artması normaldir. Kriz döneminde düşen fiyatta mutlaka bir süre sonra eski haline gelir. Avcılarda depremde 1/4 fiyatına satılan konutlar bir kaç yılda aynı seviyelere geri geldi. Türkiyede enflasyonun %100 olduğu dönemlerde bile insanlar gayrimenkulden para kazanmışlar ve yatırım yapmışlardır. Uzun vadede emlak her zaman doğru yatırım aracıdır.

    Krizi biraz da lokasyonla değerlendirmek lazım, bazı yerlere kriz hiç uğramazken bazı yerlerden de hiç gitmiyor. Bahçeşehir-Beylikdüzü lokasyonu konut deryası gibi, her yer konut her yer proje, burada konut enflasyonu nedeniyle fiyatlar beklentinin altında kalır. Uzun vadede yine kazandırır. Bölgeye yapılan makro yatırımlar da bölgenin değer kazanmasında etkilidir. Gayrimenkulü alıp satarım diye düşünen için doğru araç olmayabilir, çünkü satışı zaman alabilir, hemen satılmaz. Ancak likit olmaması aynı zamanda avantaj sayılabilir. Borsadaki hisse 100 lira iken 10 lira olabilir ama emlak hiç bir zaman bu kadar değer kaybetmez. Bence burada tartışanlar uç noktalardalar, birileri kriz, balon patlayacak diyor, diğerleri her şey yolunda, sıkıntı yok diyor. Bir konu bu kadar muğlak olamaz.
     
  62. ŞahikaG

    ŞahikaG Yeni Üye

    Emlak sektöründeki değeri karşılayacak kadar para Türkiyede yoktur. Yani demek istediğim herkes aynı anda evini satmak istese bunu karşılayacak kadar para bulmak imkansız. Evet emlak bir değerdir ve bir karşılığı olmalıdır ama hemen satmak isterseniz dolar gibi, hisse gibi işlem görmez. Emlak tarafında reel para kira karşılığıdır, kira reel olarak karşılığı olan bir değerdir. Emlak tarafında sanal bir rakam vardır ve almış başını gidiyor. Bir nevi açığa işlem yapmak gibi. Örnek vermek gerekirse; bir araziniz var ve bunu anlaşarak müteahhite veriyorsunuz. Müteahhit bu arsaya 20 daire yapıyor ve bu projeyi de 3 milyon liraya mal ediyor. 3 milyon maliyeti olan evleri de tanesi 500 bin liradan sattığını düşünelim. Toplamda 10 milyon ciro elde etti. Bunun da maliyet çıkınca yarısını bize verdi. Bizde 3,5 milyon ve müteahhitte de 3,5 milyon para var. Toplam 7 milyon lira bir arsadan değer ürettik diyelim. Bu parayı da dolaşıma soktuk harcıyoruz. Bu durumu nasıl izah edeceğiz. Yani elimizde sihirli değnek olmadığına göre nasıl bir iş ki bu 7 milyon lira para üretildi, anlayan beri gelsin.
     
  63. ŞehbalT

    ŞehbalT Yeni Üye

    Ekonomi bu şekilde devam ettiği sürece fiyatlar ev alanların elinde patlayacaktır.
     
    BULENTM, SetaM, bedahşan ve 2 kişi daha bunu beğendi.
  64. CESARM

    CESARM Yeni Üye

    İstanbul'da birçok milletten insan yaşıyor ve bu da kültürel farklılıklar, güvenlik gibi konularda sorunları ortaya çıkartıyor. İnsanlar artık ev alırken sadece eve değil aynı zamanda muhite, nüfus profiline ve insanların hareketlerine dikkat ediyor. Bu da belirli semtlerde ev fiyatlarının artmasına neden oluyor. Artık insanlar komşularının güleryüzlü olmasından çok güvenilir olmasına önem veriyor.
     
    İsmail, akatay, SEMENM ve 2 kişi daha bunu beğendi.
  65. AYLAU

    AYLAU Yeni Üye

    İstanbul'da Küçükçekmece'de evler 400 bin TL'den başlamakta. Bunun yanı sıra 30 yaşında olan, iskansız ve krediye uygun olmayan binalar ise 250 bin TL'den başlıyor.
     
    SİNEME, BERFUB, erdemir ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  66. TalipD

    TalipD Yeni Üye

    İstanbul Ataşehir'de kiracıyım ve Göztepe metrosuna 1-2 km uzaklıkta evim. Bu civardaki 2+1 evler 235-250 bin TL iken tam bir yıl sonra fiyatlar 290 bin TL'den başlar hale geldi. İnşaatı bitmiş olanlar ise 350 bin TL'den başlıyor. Bu fiyatlardaki evleri almak için karı koca çalışıp ayda en az 4 bin TL ödeyip 10 yıl maaş garantinizin olması gerekiyor.
     
    GULSEND, GÜLM, müstecap ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  67. BijenH

    BijenH Yeni Üye

    Herkes evini satmaya kalksa piyasadaki para yada değer adı her neyse bunları karşılamaya yeter mi? Yetmez. O nedenle evi her an nakite dönebilecek bir araç gibi düşünmemek lazım. Evet bir değerdir ama para yada döviz gibi bir değer değildir, bir şeyi de abartmayın birader.
     
    başakçatan, selmaarslan, HY ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  68. afif

    afif Yeni Üye

    Bana göre ihtiyaç varsa konut alınabilir ve alınmalıdır da. Ancak konut alacağım diye 10 yıl ve fazlası borçlanıp hayatını mahvetmek mantıklı gelmiyor maalesef. 10 yılda her şey olabilir, savaş çıkabilir, ölebilirsin vs. vs. Bir de sadece rant ve prim potansiyeli diye bakmamak lazım 30-40 yıl verimli yaşanan bir hayat var, keyifli yaşam alanları kovalamak lazım, kefenin cebi yok.
     
    nalanal, sadigelbal ve hizran bunu beğendi.
  69. ayca

    ayca Yeni Üye



    Hemen satılmayabilir ama nihayetinde ipotek edilebilir, kredi kullanılabilir. Herkes aynı anda satmaya kalksa neyin değeri olur ki, isterse altın olsun talep varsa mal değerlidir, talep yoksa değerinde satılmaz, ben çok katılamıyorum yazdıklarınıza.
     
    GayeÇ, rastbin, ayke ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  70. NURAYK

    NURAYK Daimi Üye

    10 Yıldır bıkmadınız balon balon demekten. Balon diye bağıranlar evlendi çoluk çocuk sahibi oldu siz hala bir balon tutturmuşsunuz gidiyorsunuz. Sanki ekonomi süper, her sektörde hareket var da emlak sıkıntılı, yürüyün gidin işinize.
     
    alihan, SERDARF, YUNUSG ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  71. sitarealmaz

    sitarealmaz Yeni Üye

    Türkiyede her ne kadar serbest piyasa ekonomisi olsa da dolar uzun bir süre baskılandı ve gerçek olmayan bir zenginlik pompalandı ülkeye. Hükümet de bunu çok iyi kullandı iç siyaset malzemesi olarak. Ancak gerçeklerin bir gün ortaya çıkma gibi bir huyu olduğu için bu durumun sürdürülemeyeceği ortadaydı. İstanbulda asgari ücret 300 dolar civarında, bu da günlük 10 dolara tekabül eder, yani yaklaşık 38 lira. Bu durumda asgari ücreti olan bir ülkenin müreffeh ve zengin bir ülke olduğu söylenebilir mi? Aynı İstanbulda bu adamın 1000 TL altında kiralık ev bulma ihtimali yok denebilecek kadar az az denebilecek kadar hiç. O nedenle gelir ve emlak arasında direkt hatta göbeğinden birbirine bağlı bir ilişki vardır. Geliri artırmadan balonun önüne geçemezsiniz.
     
    VEDATM, Erenİ, koşuk ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  72. BERKERM

    BERKERM Yeni Üye

    Türkiyede herkes siyasetçi, herkes teknik direktör ve herkes emlak sektöründe duayendir. Son zamanlarda bir de bitcoin ve kripto paralar çıktı, herkes uzman maaşallah. Futbolda durumumuz ortada, siyasetin durumu malum, emlakta da balon patlamak üzere. O nedenle bitcoin'e temkinli yaklaşmak lazım zira bizim türkler bu işe de el attı.
     
  73. orak

    orak Yeni Üye

    Bize hep batının ilmini teknolojisini almayın der büyüklerimiz, acaba batının ahlakını da alsak daha mı iyi olurmuş? Ev alıp satarken yada ticarette üçkağıt yapmayan, ederini düşük göstermeyen, çalmayan çırpmayan kimse kaldı mı? (Düzgün iş yapanları tenzih ederim)
     
  74. lerzan

    lerzan Yeni Üye

    Büyüme oranı 11,5 açıklandı, e o zaman gelir neden artmıyor, neden işsizlik oranı bu kadar yüksek, yoksa rakamlarla oynamayı seven yada rakamları manüple eden birileri mi var?
     
    DENIZS, OĞULS, oder ve 2 kişi daha bunu beğendi.
  75. yeşimergüngör

    yeşimergüngör Yeni Üye

    Günaydın, Yeni Türkiyeye hoş geldin.
     
    mecid, uğursal, vahidegüler ve 3 kişi daha bunu beğendi.
  76. SedefD

    SedefD Yeni Üye

  77. sacit

    sacit Yeni Üye

    2017 Kasım ayında tüm Türkiyede konut satışları 2016 Kasım ayına göre % 7,5 azalmış, toplam satış adedi 122.732 olmuş. Ekim ayı ile kıyaslarsak % 5,7 azalmış ve 122.882 adet olmuş. Kaynak TUİK. Şimdi balon yokçular gelir hemen yorum kasar.
     
  78. NİHALA

    NİHALA Yeni Üye

    Kasım 2017 yıllık TÜFE Oranı %12,98, ÜFE %17,30 olarak belirtiliyor. O halde konutların fiyat artışları yıllık enflasyonun gerisinde kalıyor, bu da bize konutun bir yatırım aracı olmaktan çıktığını gösteriyor. Ekonomi yıllık % 7 büyüyor reel olarak ama açıklanan 11,1. Acaba rakamlara gerçekten itibar edilmeli mi?
     
  79. şenalp

    şenalp Yeni Üye

    Yanlış, konutu peşin almıyorsan yanlış. Konut dolar, euro, hisse senedi, bitcoin gibi araçlardan farklı olarak vadeli ve kaldıraç etkisiyle alınabiliyor, yani senin 500 bin liralık bir daireyi 100 bin lira peşin ve kalanı vadeli alma şansın var. Diğer yatırım araçlarında bu yok. Bu şekilde bakmak lazım, sanki herkes konutu peşin parayla alıyor da diğer yatırım araçlarıyla birebir kıyaslıyor, peh.
     
  80. delikan

    delikan Yeni Üye

    Bankalar ipotek kredisi faizlerini zorunlu olarak yükseltti. Bunun sonucu olarak Türkiyede ipotek edilmiş konut satışları bir önceki yıla göre %23,9 oranında azalmış. Toplam rakam 37.250 olmuş, vay anasını sayın seyirciler. 20-30 kere el değiştirmiş evler böyle peki yeni konut satışı nasıl? İlk defa satılan evlerde Tüm Türkiyede %6,5 azalmış (toplam: 59.354) bir önceki yıl aynı ay için konuşuyorum. Toplam satışları da dahil edersek ilk kez satılan evlerin toplam satış içindeki payı %48,4 olmuş. Ziya Yılmaz okusun buraları, bilgi veriyoruz boru değil. İstanbulda ilk satışta 9,166 konut satılmış ve toplam satışlar içinde %15,4 olmuş İstanbul'un payı. Ankara 6.863 ve İzmir 3.307 olmuş. Melih abim ağlıyor şu an.
     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş